Oğlum 3 yaşını geride bıraktıktan sonra 2 sene önce yazdığım bir yazıyı buldum yine :)

Merhaba Anne,

Son 15 ayda hayatımda neler mi değişti

Öncelikle her anne gibi uykusuzluktan geberiyorum. Ama artık öyle bir hayatıma girdi ki o uykusuzluk o da benim bir parçam oldu 🙂 minimum uyku ile yaşıyorum..nasıl mı yaşıyorum? bilmiyorum oluyormuş işte. 15 aydır kaç kez bölünmeden 7-8 saat artarda uyudum gerçekten bilmiyorum.

Her anne gibi her insana bu da bir zamanlar bebekmiş gözüyle bakıyorum. Hatta bazılarına bakıp bakıp bu nasıl bir zamanlar bebek olabilir, nasıl o kadar masum olabilir diyorum. Bundan bebek olmaz ya diyorum sonra. Bu böyle doğmuş olmalı diye vazgeçiyorum sonra o düşünceden.

Önceden de çok oyalana oyalana alışveriş yapan bir tip değildim ama şu an en büyük markette, pazarlarda bile ışık hızıyla alışveriş yapıyorum. Yanımda biri varsa oyalana oyalana alışveriş yapıyorsa hemen ortamdan uzaklaşıyorum. Boşa vakit harcamaya hiç dayanamıyorum bu aralar.

Sabırsız bir insandım zaten, şu ara sabır konusunda en üst mertebelere ulaşmış olabilirim. Alışverişte hızlanmam sabırsızlık değil vaktimin olmayışı ve oğlumun canını oralarda sıkmak istemeyişim. Sabır konusuna dönersek mütemadiyen ısırılıyorum. Kollarım morarıyor. Yüzümün en hassas yerleri oğlumun gıcırdayan dişlerinin arasında eziliyor. Gecenin bir yarısı emzirirken uyku ortasında biri boynumu çimdikliyor hem de durmadan. Elini çekince ağlayarak uyanıyor. Başkası bunları bana yapsa başına neler gelirdi bilmiyorum.

Çok uzun süredir şöyle yayıla yayıla uzun bir vakit aralığında sıcak bir yemek yemedim. Bu aralar en büyük hayalim bir akşam dışarı çıkıp uzuuun uzuuun yemek yiyip birileriyle uzun uzuuun sohbet edip eve geç gelip ertesi gün öğlene kadar uyumak. Aslında ne kadar basit ve kolay bir hayal değil mi?

Normal hayatlarında insanların rutin olarak yaptıkları şeyleri özlüyorum. Sabah kalkıp giyinip makyaj yapıp kaygısızca işe gitmek veya dışarı çıkmak.

Beynimi esir almışlar sanki. Aklımın yüzde 90 ı hep meşgul. Çoğu zaman karşımdaki kişinin anlattıklarının çoğunu dinleyemiyorum. O an ya gözlerimle takipteyim ya koşuyor ya da yerlerde sürünüyor oluyorum.

Lenslerimin 1 hafta önce süresi doldu hala kullanıyorum.

Kuaför ve benzeri yerlerde de vakit kaybetmemek adına kendi kendime takma kirpik takmayı ve oje sürmeyi öğrendim. Kuaför demişken boyadır manikürdür onları da denk gelirse yaptırıyorum işte…bir ara şu bıyıklarımı alsam fena olmayacak sanırım 😛

Yemek yapmayı öğrendim 😀

Kısacık bir uyku saatine ev toplama, internette sörf yapma, yerleri silme, kahve içme, oğlumun dolabını düzenleme, kitap okuma, tuvalete girme, telefon görüşmelerini yapma gibi aktiviteleri sığdırmaya çalışıyorum. Bazen 1 tanesini bile bitiremiyorum.

Kucağımda 11 kiloyu kolum uyuşana kadar taşıyabiliyorum.

Bazen sırf yemek yemiyor diye oturup ağlamak istiyorum(not: yengeç olmama rağmen hiç sulugöz değilimdir)

Gelecekten not : Hepsi geçiyormuş, uykular geri geliyor, yemekler yeniyor, ne zaman konuşacak diye gözlerinin içine baktığımız bebeklerimiz büyüyüp bizi günde 1500 kere NEDEN sorusuna maruz bırakıp hayatı sorgulamaya başlıyormuş 🙂

Reklamlar

FLORÜR HAKKINDA AÇIKLAMA — DİŞÇİ ANNE

Günlerdir görsel ve yazılı basında florürle ilgili gerçeği yansıtmayan bilgiler dolaşmaya başladı. Hatta facebookta çok iyi eğitimli bir kaç arkadaşım da (diş hekimi değiller) bu yazıları paylaşınca bana cevap yazma hakkı doğmuştu. Fakat Diş hekimleri birliği benden önce davrandı ve bir durum raporu yayınladı. Raporu buraya en bilimsel haliyle ekleyeceğim. Fakat bilmenizi istiyorum ki bizim […]

FLORÜR HAKKINDA AÇIKLAMA — DİŞÇİ ANNE üzerinden

FLORÜR HAKKINDA AÇIKLAMA

Günlerdir görsel ve yazılı basında florürle ilgili gerçeği yansıtmayan bilgiler dolaşmaya başladı. Hatta facebookta çok iyi eğitimli bir kaç arkadaşım da (diş hekimi değiller) bu yazıları paylaşınca bana cevap yazma hakkı doğmuştu. Fakat Diş hekimleri birliği benden önce davrandı ve bir durum raporu yayınladı. Raporu buraya en bilimsel haliyle ekleyeceğim. Fakat bilmenizi istiyorum ki bizim kullandığımız miktarlardaki florür kesinlikle zeka geriliği veya herhangi bir sağlık problemine sebep olmaz. Etrafta dolaşan haberlerdeki bilimsel araştırmalarda çok yüksek toksik dozda florür içeren içme suları kullanılmıştır. Diş hekimliğinde uygulanan oral florür kaynakları asla toksik dozda florür içermez. Florür çürük engelleme açısından dünyanın en gelişmiş ülkelerinde rutin olarak kullanılan bir iyondur. Dolaşan haberlerde Avrupa ve Amerika’da yasaklandığıyla ilgili bilgiler bile var. Alakası yok arkadaşlar. Oradaki diş hekimleri duysa üstümüze güler. Yani bu tarz haberleri bilip bilmeden sırf sansasyon yaratmak için ortaya atan zihniyetleri anlayamıyorum. Çocuğunuza florürlü diş macunu kullanın. Diş hekiminize düzenli olarak koruyucu flor uygulamalarını yaptırın. İleride pişman olmayın. Söz konusu haberlerde kullanılan toksik dozlarda hangi materyali kullansanız deney farelerinde sağlık problemine yol açarsınız.

Florürü sevin sevdirin 🙂

Durum raporu

BEBEKLERDE DİŞ SÜRMESİ

article_baby_teeth

   Süt Dişlerinin Sürme Sırası

distablo

Süt Dişlerinin Sürme Zamanları

Yukarıdaki tabloda belirtilen sürme zamanlarında 6 aylık sapmalar olabilir. Sürme zamanları ortalaması alınarak hazırlanmıştır.

 

Bebeklerde diş sürmesi dişlerin ve çenelerin büyüme ve gelişme süreci ile ortaya çıkan fizyolojik ve doğal bir olay olmasına rağmen çocuklarda özellikle süt dişlerinin sürmesi esnasında bazı lokal, bölgesel ve genel sorunlarla karşılaşılabiliyor.

1-Lokal sorunlar

Süt dişleri sürmeden önce ağız içinde dişin süreceği yer kızarık ve kaşıntılıdır. Bebekler bu dönemde o bölgeleri kaşımaya çalışırlar. Ellerine geçen herşeyi kemirmeye çalışırlar. Çünkü dişin süreceği bölgede histamin artışı olmuştur. Fakat bu dönem çoğunlukla oral dönem ile de karıştırılır. Konumuz diş, psikoanalitik kısma çok girmeyeceğim 🙂 Fakat gelişimin oral dönemi olduğu için ilk 18 ay hatta 24 ay çocuklar nesneleri ağızları ile tanımaya çalışırlar. Yani 3 aylık bir bebek ellerini sürekli ağzına götürdüğünde bu dişi çıkacak manasına gelmez, ellerini ağzıyla tanımaya çalışıyor demektir. Elleri sürekli ağızda olduğundan salya akışı da artmış olabilir. Diş sürme ayları ile ilgili tabloyu aşağıda paylaşıyorum. Doğumdan itibaren 2 yaşına kadar çocuklar nesneleri ağızları ile de tanımaya çalıştıkları için her daim çevredekiler tarafından diş çıkarıyor diye yorumlanıyor. Neyse ki öyle değil 🙂

 

2-Bölgesel Sorunlar

Tükrük artışı , göz yaşarması, yanaklarda dermatit (kızarıklık bazen hafif döküntü), deri döküntüleri 

3-Genel Sorunlar

İştahsızlık, ağlama, uyku bozuklukları (çoğumuzu en çok etkileyen kısım bu sanırım 🙂

Kaşıntı ve ağrıdan kaynaklanan uyku bozukluları ve iştahsızlık çocukların vücut direncinde düşmeye sebep olabilir. Bu direnç düşmesine bağlı ateş, kusma, ishal, öksürük ve solunum bozukluklarının da sürmeden kaynaklandığı düşünülüyor fakat bu doğru değildir. Araştırmalar bu belirtilerin uzun süren dişlenme döneminde rastlantısal olduğunu göstermiştir ve fizyolojik yani doğal bir olay olan diş sürme ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Yani diş sürmesi ateşe veya ishale sebep olmaz. Fakat o sırada bebeğin geçiriyor olduğu bir enfeksiyon dişlerin sürmesini hızlandırabilir. Bu da diş sürdüğü için ateşi çıktı veya ishal oldu diye yanlış yorumlanabilir.

images

Halk arasında sanıldığı gibi kalsiyum fazlalığı, anne sütünün uzun süre alınması, annenin hamilelikte kalsiyumdan zengin beslenmiş olması bebeklerde süt dişlerinin erken sürmesine veya bunların az alınması geç sürmesine sebep olamaz. Bebeklerde süt dişlerinin sürme zamanlarının değişkenlik göstermesi sadece aşağıdaki faktörlere bağlıdır ;

Süt Dişi Erken Sürme Nedenleri 

1-Irsiyet: Herşeyde olduğu gibi yine burada da en baskın faktör genlerimiz. Yani annenin veya babanın diş sürme zamanı çocuğu da etkiler. Annesinin dişleri 4. ayda sürdüyse bebeğin de o aylarda diş çıkarması gayet doğaldır.

2-Enfeksiyon hastalıkları: Geçirilen bazı enfeksiyonlar diş sürme hızını arttırabilir

3-Endokrin bozuklukları: Özellikle bazı hormonların (hipofiz, tiroid) fazla salgılanmasında diş sürmesi hızlanır.

Süt Dişi Geç Sürme Nedenleri

1-Irsiyet: Genetik olarak yine anne babadan birinin dişleri geç sürmüşse bebeğin de dişleri geç sürebilir (Burada geç demek ilk süt dişinin 1 yaş civarında artık sürmüş olması demektir. 1,5 yaşında bir bebeğin hala dişi yoksa muhakkak diş hekiminize görünmelisiniz.)

Down sendromu veya cleidocranial displazi gibi ırsi hastalıklarda geç diş sürmesi görülür. Down sendromlu bebeklerde ilk süt dişinin sürmesi 2 yaşını bulabilir ve süt dişlerinini tamamlanması 5 yaşına kadar sürebilir.

Down-Sendromu_kucuk

 

2-Vitamin eksikliği: Özellikle D vitamini eksikliğinde sürme gecikmesi görülür.

3-Hormonal bozukluklar: Büyüme hormonu eksikliğinde diş sürmesinde gecikme görülür.

4-Uzun süreli enfeksiyonlar 

5-X ışınları: Hamilelikte annenin veya bebeğin maruz kaldığı radyasyon tedavileri

6-Süt dişlerinin ağız içindeki durumuna bağlı bazı nedenler: Alttan sürekli dişin gelmeyecek olması, sürme kistleri vb durumlar.

Bazen dişlerin sürme yolunda kılcal damarların yırtılması sonucu mavi mor renkli şişlik şeklinde kendini gösteren kistler oluşabilir. Bunlar sürme kistleridir. Bunlar parmakla veya temiz nemli bir bezle masaj yaparak ortadan kaldırılabilir.

Yukarıda da belirttiğim gibi diş sürme zamanında  en belirleyici faktör genleriniz sonra da diğer belirttiklerimdir. Eğer sizin veya eşinizin dişleri 1 yaşında çıktıysa bebeğinizin de dişlerinin geç sürmesi çok normaldir. Nasıl göz rengi, elleri, saçları ikinizden birine benzediyse dişleri ve sürme zamanları da size benzeyecek 🙂

Bizim 4 tane azı dişimiz kaldı. Darısı diğer bebeklerin başına diyorum ve rahat huzurlu uykular diliyorum bütün bebeklere ve annelere 🙂

images-2

 

BLW de son durum..Kaan 20 aylık

Kaan 20 ayını doldurdu. Kaan ilk çocuğum olduğu için BLW ye başlarken benim için herşey sürprizdi. Yani ne zaman kendi güzelce yiyecek karşılıklı oturup şöyle güzelce yemek yiyeceğiz bilmiyordum. Ama bildiğim birşey vardı. Kaan’a güveniyordum. Onun kendini aç bırakmayacağını biliyordum. Hasta olduğunda 1 hafta boyunca anne sütünden başka hiç birşey istemediğinde onu zorlamadım. Teklif ettim ama ısrar etmedim. Hatta başıma şöyle birşey geldi. Kaan grip olmuştu ve iştahı yerinde değildi. O akşam somon yapmıştım. Kaan 16 aylıktı. Yemek istemedi ben de günlerdir pek birşey yememiş olmasına rağmen ısrar etmedim. O akşam eşimle ben somondan zehirlendik ve hastanelik olduk. Çok bilinen  ve çok işlek bir market zincirinden almıştık somonu. Bu bana yine bir ders oldu. Kaan yeseydi ve o da zehirlenseydi ne yapardık bilmiyorum, düşünmek bile istemiyorum. İyiki hastaymış iyiki yememiş demekten başka birşey yapamadım. Her neyse gelelim son duruma.

Kaan iştahsız bir çocuk değil fakat öyle çok iyi yemek yediği de söylenemezdi. Aylarca kahvaltı yapmak istemedi. İştahı saat 15:00 ten sonra açılıyordu. Akşam yemeklerinde yiyordu sadece. Onun dışında gündüz meyve, kuruyemiş vs den başka pek birşey yemiyordu. Arada bana da geliyorlardı tabi. 7 aydan sonra başladığım BLW de 15-16 ay civarı zaman zaman pes edip yedirmeye çalıştım. Ama Kaan bu duruma alışık olmadığı için benim elimden ya da başkasının elinden yemek istemedi tabi. Bir iki denemeden sonra yanlış yaptığımı anladım ve devam etmedim. Kaan şu an 20 aylık ve hala anne sütü alıyor. Bu zamana kadar kahvaltı yapmak istemeyişi ve akşama kadar acıkmamasının nedenini buna bağlıyorum. 3 haftadır gündüz anne sütü vermeyi kestim. Sadece gece uyuturken ve arada uyandığında veriyorum. Sabahtan gece uyuyana kadar hiç yok. Bunu yapmamın sebebi aslında Kaan’ı yavaş yavaş alıştırarak memeden kesmek istememdi. Bir anda pat diye kesmek istemiyordum. Önce gündüzleri azaltıp tamamen kestim. Biraz bu şekilde devam edip geceleri de azaltıp 1-2 ay içinde tamamen kesmeyi düşünüyorum. Gündüz anne sütünü kesişimin 10. gününde çok güzel bir şekilde kahvaltı etmeye ve gündüz daha fazla yemeye başladı. Önce tesadüf sandım fakat baktım her gün böyle. Artık kahvaltıda omletini, peynirini, zeytinini yiyor. Süt içiyor.

Ayrıca uzun bir süredir akşam yemeklerini kendisi yiyor. Çorbasını içiyor, yemeklerini yiyor. Tabi ortalık hala mahvoluyor (eskisi kadar olmasa da). Kaan 19.aydan sonra yemekleri çok daha zevkle yemeye başladı. Akşamları kendisi mama sandalyesine oturmak istiyor. Hadi oturalım yiyelim diyor bana işaretlerle. Gün içinde teklif ettiğim hemen hemen herşeyi yemek istiyor. Yani anlayacağınız ben BLW nin meyvelerini toplamaya başladım sevgili anneler. Beraber masaya oturmak, karşılıklı yemek yemek, onun karşımda çorbasını zevkle kaşıkladığını izlemek aşamasına geçtim çok şükür. Hepinizin de bir an önce bu aşamaya geçmesini diliyorum. Fakat şunu da yazmadan geçemeyeceğim. İkinci çocuğum olursa daha sabırlı olup daha da akışına bırakacağım. İnsan yabancı olduğu, bilmediği, önünde örneğini görmediği birşeyi denediği zaman ister istemez sonunda ne olacak yanlış mı yapıyorum doğru mu yapıyorum diye endişeleniyor. Tavsiyem yine her zaman çocuğunuza güvenin olacak.

Son olarak da çocuğunuzun iştahını açmak için birkaç öneri 🙂 

1-Mutfakta birlikte vakit geçirin. Beraber kurabiye yapın veya yumurta çırpmanıza bile yardım etmesine izin verseniz çok mutlu olur. Yemeklerin hazırlanmasına katkıda bulunmak çocuğunuzun iştahını açar.

2-Kendinden büyük yemek yiyen çocuklarla bir araya getirin. Diğer çocukların yemek yediğini görmek çok büyük bir etki yaratıyor ve iştahları açılıyor.

3-Yemek yerken dökecek, saçacak diye strese girmeyin. Sözlü ifade etmeseniz bile yüz ifadenizi de değiştirmeyin. Bırakın dökülsün. Çocuğunuzdan önemli mi. Ağzını yüzünü sürekli silmeye çalışmayın. Kendinizi onun yerine koyun. Siz yemek yerken biri gelip habire oranızı buranızı silmeye çalışsa rahatsız olmaz mısınız? En son yemek bitince tek seferde temizlersiniz.

4-Başkalarına çocuğunuzun yemek yemesi ve iştahı ile ilgili onun yanında negatif şeyler anlatmayın. Çocuğunuz konuşamasa da çoğu şeyi anlıyor.

5-Yemek yerken hadi ye, bunu da ye, bak bu da varmış o da varmış, ay bu da çok güzelmiş mmmmm demeyin ve acele ettirmeyin. Siz kendi yemeğinizi yiyin. O da sizden bakıp yiyecek istediği zaman. Bazı çocuklar zamana yaymayı yavaş yavaş yemeyi seviyor. Bizim kadar hızlı yemesini zaten beklemeyin.

6-Mutlaka bir yemek rutini oluşturun. Yani masa düzeniniz olsun, hep birlikte günün belli saatleri masaya oturun. Yemeği biten hemen kalkıp gitmesin. Bebeğiniz yavaş yediği için sizden daha fazla masada oturması gerekebilir ve diğer aile bireylerinin masadan hızlıca kalkması hoşuna gitmez.

7-TV, hareketli müzik yemek vaktinde kapanmalı. Fonda sakin bir müzik çalabilirsiniz ama birbirinizi duymanıza engel olmamalı.

 

Kehribar Bebek Kolyeleri-Tehlikenin Farkında Mısınız?

amber-neckalces-beads

Tüm yazıyı okumaya üşenenler için baştan ilk cümlede kısa ve öz yazıyorum. Hem diş hekimi hem anne olarak tek tavsiyem asla kullanmayın. Ben kendi çocuğuma takmadım, kullanmadım.

Şimdi gelelim bu yazıyı yazmamın nedenlerine.

Kehribar kolye kullanan bebeğinizi iki tehlike bekliyor.

Boğulma ve yutma.

Pazarlayan firmalar hatta bunların avukatlığını yapanlar zorlanırsa kolayca kopacağını, işte uykuda takmamanız gerektiğini vs savunacak tabi ki. Kolye bir yerinden kopsa bile çocuk tamamını yutabilir. Taşlar parçalanırsa zaten yutabilir. Akciğere bu şekilde yabancı bir cisim aspire edildiğinde bunu çıkarmak için genel anestezi ve ameliyat gerekiyor! Bu riske değmez. Anne demek uykusuzluk, dikkatsizlik, unutkanlık demek. Anlık bir dalgınlığınızın çocuğunuzun hayatını riske atacağını bile bile kolye kullanmada diretmek bana saçma geliyor. Ki kehribar kolyelerin ağrı giderici etkisi kanıtlanmış değil. Bana göre para verip bu kolyeyi alacağınıza uykusuz gecelerinizde çocuğunuz rahat diş çıkarsın diye dua edin. Daha kanıtlanmış ve geçerli bir yöntem 🙂

Kehribar bebek kolyeleri son zamanlarda çok popüler oldu. İnternet üzerinden satışları yapılmaya başlandı. Ünlüler veya sosyal medyada takipçisi çok anneler çocuklarının kolyeli fotoğraflarını paylaştı, şiddetle herkese önerdi. Yüzyıllardır kullanılan doğal ve organik bir yapı olması ve dünyanın çeşitli ülkelerinde doğal ağrı kesici, ateş düşürücü ve iltihap söktürücü olarak kullanıldığı iddiası ile bebeklerinizde güvenli olarak kullanılabileceği ısrarla savunuluyor. Tamam pazarlamasını yapan arkadaşlar kimsenin çocuğunu, sağlığını düşünmez. Parasını kazanmaya bakar. Ama bir de konu hakkında hiç bir bilgi sahibi olmayıp, konuyla alakalı hiç bir eğitimi olmayan onu da bırakın tek bir araştırma yapmadan, makale okumadan bunu diğer annelere şiddetle öneren anneler var ne yazık ki.

Altı üstü bir kolye deyip geçmeyin. Pazarlamasını yapanlar Amerika’da, Kanada’da ve Avrupa’da yoğun  kullanım alanı bulduğunu yazıyor. Hayır! Kanada’da 2010 yılında Health Canada (Kanada’nın Sağlık Bakanlığı) bu kolyelerin kullanılmaması için bir uyarı yayınlamıştır. Buraya tıklayarak orjinalini okuyabilirsiniz.

Avustralya Ulusal Tüketici Güvenliği Komisyonu kolyenin kullanımını desteklemediğini bildiren bir yazı yayınlamıştır. Buradan ulaşabilirsiniz.

Avustralya Sağlık Bakanlığı 2011 yılında kolyelerin kullanılmaması konusunda halk için bir uyarı yayınlamıştır. Uyarıyı okuyabilirsiniz. Avustralya Diş Hekimleri Birliği de kullanılmamasına ilişkin bir yazı yayınlamıştır.

Az kalsın bu kolye yüzünden boğulan bir çocuk haberi. Eski değil çok yeni 17 Şubat 2015’te olmuş. Buyrun okuyun.

Fransa ve İsviçre’de satışını yasaklamak için çalışmalar yapılmaktadır. Fransa’da 2012 de çocuk doktorları tarafından yapılan ve pubmed’de yayınlanan bir araştırmada kolyenin kesinlikle yasaklanması gerektiği sonucuna varılmıştır.Araştırma sonucu aşağıdaki şekilde yazıyor:

Conclusion:Putting necklaces on young children is dangerous. This risk must be diffused by all professionals working with small children in order to stop any publicity or sale of this ineffective product implicated in infant deaths by strangulation.

Sonuç: Küçük çocuklara kolye takmak tehlikelidir. Bebeklerin boğularak ölmesine sebebiyet verebilen ve tesirsiz olan bu ürünün reklamının yapılması veya satılmasının engellenmesi için küçük çocuklarla çalışan tüm profesyoneller tarafından bu riskin duyurulması gerekmektedir.

Araştırmanın orjinalini buradan okuyabilirsiniz.

Hem böyle bir tehlikeye dikkat çekiyor hem de ürünün ağrı azaltma üzerine bir tesiri olmadığı sonucuna varıyor araştırma.

American Academy of Pediatrics de annelere diş sürmesi sırasında oluşan rahatsızlık ve ağrının giderilmesi için kehribar kolyeler yerine başka yöntemler kullanmalarını öneriyor.

Eğer biraz araştırma yaparsanız karşınıza bunlar gibi bir sürü örnek çıkacak.

Kısacası sağlık ile ilgili tüm personel ve kuruluşlar bu kolyelerin kullanılmaması gerektiğini savunuyor.Bu kolyeleri kullandığınızda çocuğunuzun boğulma veya yutma riski vardır diye hepsi uyarıda bulunuyor. Bu kolyelerin avukatı çok, eleştireni az ne yazık ki.

Bu kolyelerin ağrı kesici,iltihap giderici, iltihap söktürücü olduğunu destekleyen, kanıtlayan hiç bir bilimsel çalışma yoktur. Kolyeden salındığı iddia edilen süksinik asitin de ağrı kesici etkisi olduğunu gösteren bir çalışma, makale vs yoktur. Hatta bazı bebeklerde vücuda değdiği yerlerde alerjik reaksiyonlar görülmüştür.

Tüm eğitim ve iş hayatım boyunca kehribar kolyelerin bebeklerde diş çıkarma sırasındaki semptomları azalttığına dair tek bir çalışma okumadım, görmedim ve şahit olmadım. Bir diş hekimi ve herşeyden önce bir anne olarak kullanmadım ve kimsenin kullanmasını asla önermem. Diş çıkaran bebekleri rahatlatmak için yapabileceklerinize bu linkten ulaşabilirsiniz. Reklam, pazarlama vs de bir yere kadar. Lütfen konu hakkında bilgi sahibi olmayan kişilerin tavsiyelerine (ünlü de olsalar) itimat etmeyin.

Bu konuya dikkat çeken ve bu konu ile ilgili yazı yazmama vesile olan sevgili Anne Tavşan Elif’e de teşekkür ediyorum. Onun bloğunda paylaştığı yazıya da buradan ulaşabilirsiniz.

İlaç yerine kullandığınız ve doğal bir yöntem olarak düşündüğünüz kehribar kolyeler çocuğunuzun hayatına mal olabilir.

 

 

 

BLW DE 10 ALTIN KURALIM

BLW’de (Kendi kendini beslemede ) 10 altın kuralım

1-Bebek yiyecekleri denerken dik bir şekilde oturtun ve sırtını destekleyin.

2-Tutulması kolay yiyecekler verin. Yiyecek avuçlarından taşacak. Parmak besinler deniyor bunlara. 5-6 cm uzunluğunda parmak kalınlığındaki besinler bebeğin en kolay tutabileceği şekilde oluyor. Bir de benim deneyimlediğim kaygan veya ıslak olmamalı kesinlikle. Kağıt havluyla nemini alabilirsiniz. 

3-Açken ve uykuluyken masaya oturtmayın. Emzirmiş olun veya mamasını vermiş olun. 

4-Bebeğinizi acele ettirmeyin. Bizim evde yemek saatleri 1 saati geçiyor. Dışarıda veya kalabalık ortamlarda bu büyük avantaja dönüşüyor. Herkes yemeğini yerken çocukta yemeğiyle oyalanıyor ve hiç sıkılmıyor. Sosyalleşiyor.

5-Yiyeceği bebeğin ağzına koymayın (yeltenen yardımseverlere de izin vermeyin) Şu an Kaan sinirleniyor birisi ağzına bir şey koymaya çalıştığında 🙂

6-Yiyeceği miktarı bebek kendi belirlesin. Daha çok yesin diye ikna etmeye çalışmayın. Bu yöntemin amacı bebeğin oto-kontrolünü de elinde tutmasıdır.

7-Yemek saatlerinde ailece masaya oturun. TV kesinlikle açık olmasın. Bebek de sizin yediğiniz yemeklerden yesin. Sizi taklit ederek öğrenecek unutmayın. Kaan hep bizim yediğimiz yiyeceklerin aynısını yemekten mutlu oluyor.

8-İki de bir bebeğin ağzını yüzünü temizlemeye çalışmayın. Bırakın tatsın, dokunsun, vıcık vıcık yapsın, kirletsin. En son temizliği tek seferde yaparsınız.

9-Bebeği yemekle asla yalnız bırakmayın.

10-Bir sağlık danışmanından, en iyisi çocuk doktorunuzdan mutlaka tavsiyeler alın.

image3