Kategori arşivi: Karalama Tahtası

Bunlar İyi Günlerin

IMG_7844

Hamileliğin duyurulduğu günden itibaren anne adayına çocuğu 30 yaşına gelene kadar kurulan cümledir.

30 belki abartı oldu ama 30’u bulduğu da oluyordur bence..

Yalnız bu cümleye en çok maruz kaldığınız dönem çocuk doğduğu gün başlayıp 3 yaşına gelene kadar olan süreci kapsar.

Çok sinir olmuşumdur bu cümleye.

Doğumdan yeni çıkmışsın. ‘Doğurmadım mı acaba?!’ diyorsun hala kocaman olan karnına bakıp. Şaşkınlık, yorgunluk..Çok sevinçli olman gerekiyor ama sen sadece yorgunsun. Yüzün gözün şiş. Sonra bebeğini getiriyorlar yanına. Ne kadar da kocaman diye düşünüyorsun. Bu bebek benim karnımdan mı çıktı diyorsun. Kucağına alıp sarmalıyorsun, kokluyorsun. Mis kokuyor. Hep söylüyorlardı mis kokuyor diye. Gerçekmiş. 

Sen kendine gelmeye çalışırken ziyaretçiler geliyor. Nasılsın diyorlar sohbet ediliyor. Yorgunum diyorsun. Kalabalığın arasından bir teyze sesi yükseliyor.

BUNLAR İYİ GÜNLERİN KIZIIIIM..

‘Şimdi habire emiyor uyuyor, 2 haftaya gazı başlayınca gör sen!’ diyor.

Doğumun yorgunluğu var üstünde, bebek 2-3 saate bir emiyor, göğüslerin şiş ve acıyor, bir yandan süt sağıyorsun, bir yandan lohusalık psikolojisi, bir yandan ben bu minicik bebeğe nasıl bakarım diye düşünüyorsun, bir yandan bütün bu annelik olayına alışma çabaların arasında yine o ses yükseliyor..Bunlar iyi günlerin kızım!

Nasıl yani diyorsun bunlar iyi günlerim mi gerçekten!

Bebek büyümeye başlıyor, dışarı çıkıyorsun, insanlarla sohbet ediyorsun. Genelde bebeği veya torunu olan insanlarla artık aranızda görünmeyen bir bağ oluyor. Hemen ayaküstü muhabbetler, fikir alışverişleri başlıyor (doğurmadan önce sokakta o kadar insanla muhabbet edeceğimi söyleseler inanamazdım). Sen öyle konuşurken yine arkadan bir kafa çıkar ya da yolda yürürken durup muhabbetinize katılır, ‘Bunlar iyi günlerin kızım’ı çarpar suratına gider.

İnce tiz bir sesle ‘Ek gıdaya başlayınca gör sen asıl! Yandın yandın!!’ der.

Niye yanayım ya..Minik bir insan yavrusunun ilk kez elmayı tatmasına şahit olacağım. Yüz ifadelerini, tepkilerini göreceğim..Bundan güzel bir şey olabilir mi?

Emeklemeye başlıyor minik kuzun..Yine o aynı sinir bozucu cümle..’Sen yürüyünce gör, yandın! Peşinde koşacaksın sürekli’. Senin 9 kilo çocuğu her yere taşımaktan belin kopmuş,siyatiğin azmış. Bunlar iyi günlerin diyor sana..

Yürüyecek bu sefer ay 2 yaş sendromu, ay azı dişleri sürünce gör..ikinciye hamileliğinde ay sen doğurunca büyük kıskançlık yapacak o zaman gör..kreş, ilkokul, ergenlik, üniversite, askerlik, evlilik derken sen sevgili anne ‘ bunlar iyi günler’ini yaşayacaksın sürekli. Bu böyle anneanne babaanneliğe kadar gider. 

Evet kabul ediyorum, sürekli level atlamam gereken bir bilgisayar oyununda gibi hissediyorum kendimi bazen. Ama zaman ilerledikçe sen de ustalaşıyorsun. Yeni ve sürekli değişen bir düzene ayak uyduruyorsun. Yani evet o çocuk yürümeye başlayınca koşacaksın peşinden ama bu sefer de sürekli taşımaktan belin kopmayacak. Diyorum ya her dönemin kendine göre artı ve eksileri var. Daha yaşanmamış onca güzel gün için ‘kara günler’ geliyor, bunlar iyi günlerim diye niye hayıflanayım..

Yeni annelerin duymak isteyeceği pozitif cümleler kurun. 

Empati kurun birazcık.

Siz de geçtiniz aynı yollardan.

Kimseye kulak asma taze anne diyin. Evet söyledikleri gibi bunlar iyi günlerin. Ama önünde kötü ve zor günler olduğu için değil. Bunlar iyi günlerin çünkü kucağında minicik, pıt pıt atan bir kalp taşıyorsun. Bu dünyayı tanımaya çalışırken minik bir meleğe rehberlik ediyorsun. Bunlar iyi günlerin çünkü dünyalar tatlısı bir bebeğin var. Onla geçirdiğin her an tabi ki iyi günlerin olacak..Hatta harika günler!

Şimdi bebeğinize sarılıp mis kokusunu çekin içinize, öpün o yumuşacık elleri. O büyüdüğünde bütün bu anları, uyuduğunda onu uzun uzun seyredip huzur bulduğunuz bu ‘iyi günler’i özlemle ve mutlulukla anacaksınız.

Sevgiler 

Reklamlar

DİŞÇİLİK MESELESİ VE BLOG ADI

IMG_0014

Biz diş hekimleri olarak dişçilik tabirini aslında hiç sevmeyiz. 

Fakat gel gelelim bu mesleğin halk ağzına yerleşmiş adı budur. 

Biz ne kadar insanları dişçi değil diş hekimi diye düzeltsek de sürekli ‘Dişçideyim canım’ diye açar yine telefonunu ya da ‘Dişçiye gidiyorum’ ya da ‘Senin dişçin kimdi?’ ya da ‘Dişçilik Fakültesini kazanmış’ tarzı cümleleri hep duyarız. 

Bazı diş hekimleri kızar buna. Ben bu tabiri sevmesem de kızmıyorum. Çünkü bu tabir aslında yanlış değildir. Osmanlı zamanından kalmıştır. O dönemde çok sayıda ‘halk hekimi’ yetişmiştir. Dişçilik mesleğini berber, hasta bakıcı, sokak dişçisi diye adlandırılan çeşitli insanlar yapmıştır. Genelde bu meslek babadan oğula geçmiştir veya usta-çırak ilişkisi şeklinde devam etmiştir. Devlet de bu mesleğin bu şekilde icrasına izin vermiştir. Kimi zaman hekimbaşı bu halk hekimlerini imtihana tabi tutarak işini düzgün yapanlara ruhsat ve çalışma izni vermiştir. Yetersiz olduğunu düşündüklerine de çalışma izni vermemiştir. 

Ülkemizde ilk diş hekimliği eğitimi 1908 yılında Tıp fakültesine bağlı dişçi mektebinin açılmasıyla başlamıştır. Bu tarihten sonra da devlet ‘dişçilik’ yapmak isteyenleri diploma alma zorunluluğuna tabi tutmuştur. Zamanla eğitim yılı artmış diş hekimliği fakültesi başlı başına bir okul olmuştur. (1900lü yılların başında Istanbul’da çok sayıda yabancı diş hekiminin olduğu ve o dönem de kadın diş hekimlerinin muayenehane açtığı kaynaklarda görülmektedir.) 

Uzun lafın kısası diş hekimliği başlangıçta tıbbın bir parçası olarak sayılmazken 20. yüzyıl başlarında mektepli hale gelmiştir. Dişçilik kelimesi de o zamanlardan kalma bir kelimedir. 

Biz diş hekimleri şimdi 5 senelik bir eğitim sonunda yüksek lisans diplomamızı alıp hipokrat yeminimizi ederek mezun olduğumuz için bu dişçilik kelimesinden pek hazzetmiyor olmamız normal. Çünkü illegal bir şekilde bu mesleği hekim olmadan hala sürdürenler veya sürdürmeye çalışanlar var. Biraz onları çağrıştırıyor bize bu isim.

Fakat kelimenin kısa olması ve akılda kalıcı olmasından dolayı biraz ironik de olsa bloğa 3 kişi uzun uzun düşündükten sonra bu ismi koyduk. Vatana millete hayırlı uğurlu olması dileğiyle..

ANNELİK DEMEK..

IMG_9514

Annelik demek önceden günde 3 lt su içerken akşam 9 da ilk bardak suyunu içmeyi hatırlamak sonra bebeğin için yapılacak birşeyi hatırlayıp o suyu da içmeyi unutmak demek..

Annelik demek aylarca belki yıllarca 7 saat üst üste kesintisiz uyuyamamak demek..

Annelik demek uykusuzluktan delirme aşamasına gelmek demek..

Annelik demek çişini tutmada rekor kırmak demek..

Annelik demek süt sağma makinasının sesini tanımak demek..

Annelik demek geyiriğe osuruğa sevinmek demek..

Annelik demek kamburunun çıkması demek..

Annelik demek kendini unutmak, bir başkası için varolmaya başlamak demek..

Annelik demek ne olursa olsun, hangi şartlarda olursan ol kafanın bir köşesinde hep birini düşünüyor olmak demek..

Annelik demek her bir uzvunun yük taşıma kapasitesinin maksimumuna çıkması demek..

Annelik demek tek elinle ne kadar çok iş yapabildiğini öğrenmek demek..

Annelik demek bazen ölesiye yorulmak demek..

Annelik demek çocuğun olmadan önce işe giderken söylendiğin için pişman olmak demek..

Annelik demek anne değilsen bu yazıyı tam manasıyla anlayamamak demek..

Annelik demek çıldırmış hormonlar demek..

Annelik demek çocuk dışında aklına gelebilecek herşeyi unutma kapasitenin olması demek..

Annelik demek güzellik anlayışının bambaşka bir boyut alması demek..

Annelik demek çocukları sevmezken bütün çocuklara hayranlık duymaya başlamak demek..

Annelik demek sabrın sonunun hep selamet olmadığını anlamak demek..

Annelik demek sonsuz gece nöbeti demek..

Annelik demek uyusun diye yalvarırken uyuduktan sonra fotoğraflarına bakmak demek..

Annelik demek sokak ortasında kendi kendine çocuk şarkıları söylemek demek..

Annelik demek araba kullanırken tiyatral yetenekler geliştirmek demek..

Annelik demek yavaş araba kullanmayı öğrenmek demek..

Annelik demek kornaya basmadan önce bir yerde uyuyan bir bebek var mıdır diye düşünüp vazgeçmek demek..

Annelik demek bebeğin uyuyorsa trafikte kalmaktan mutluluk duymak demek..

Annelik demek köprüde açılan ek şeride girmeyi risk olarak görmek demek..

Annelik demek engelli insanları daha çok düşünmek demek..

Annelik demek bebeğin ya da sen hasta olunca evde olağanüstü hal ilan edilmesi demek..

Annelik demek sabahları yüzün beş karışken şimdi uyanır uyanmaz gülmeye başlamak demek..

Annelik demek boynun tutulduğu halde boynunu çevirebilmek demek..

Annelik demek ellerine krem sürememek demek..

Annelik demek çizik bir yüz ve yoluk saçlar demek..

Annelik demek suratının gülmekten kırışması demek..

Annelik demek sarkmış göğüsler demek..

Annelik demek kadın olduğunu,insan olduğunu unutmak demek..

Annelik demek şu yazıyı yazacak kadar sapıtmak demek..

Annelik demek aynı şeyi milyonuncu kez yapmak ama hiç üşenmemek demek..

Annelik demek bazen herşeyi bırakıp kaçmayı istemek demek..

Annelik demek herşeye rağmen gidememek demek..

Annelik demek sinemaya gidememek demek..

Annelik demek keyif için önüne gelen çayı kahveyi buz gibi olunca fondip yapmak demek

Annelik demek diplerinin gelmesi ama boyaya gidememek demek 

Annelik demek herşeyden ama herşeyden ödün verebileceğini farketmek demek..

Annelik demek dünyanın daha iyi bir yer olabileceğine inanmaya başlamak demek..

Annelik demek eleştirdiğin herşeyi tek tek yapmak demek..

Annelik demek bütün kötü düşüncelerden arınmak demek..

Annelik demek kendini eşyadan,maddiyattan soyutlamak,boyut atlamak,bir nevi nirvanaya ulaşmak demek

Annelik demek artık kendin için değil çocuğun için birşey alınca tatmin olmak demek..

Annelik demek söylemediklerini söylemeye başlama cesareti bulmak demek..

Annelik demek gerçek manada olgunlaşmak, 50 sene sonraya gitmek demek..

Annelik demek ölümden korkmaya başlamak demek..

Annelik demek aşkın gerçekte ne olduğunu bilmediğini farketmek demek..

Annelik demek bu dünyada cenneti yaşamak demek..

Annelik demek kendi annene hayranlığının artması demek..

Annelik demek kendi anneni daha çok eleştirmek demek..

Annelik demek annenin çocuğunu, çocuğun annesini sevdiğinden daha fazla sevdiğini anlamak demek..

Annelik demek dünyadaki en güzel kokuyu koklamış insan demek..

Annelik demek çocuğunun gülüşüyle mutluluktan gözleri dolmak demek..

Annelik demek ağlamayan bir insanken sulugöz olmak demek..

Annelik demek dünyadaki en güzel yanakları, en güzel elleri, en güzel ayakları öpmek demek..

Annelik demek en basit, en küçük şeylerle dünyanın en mutlusu olmak demek..

Annelik demek mucizelere inanmaya başlamak demek..

Annelik demek bazen olanlara inanamamak demek..

Annelik demek dünyanın en güzel hissini yaşamış olmak demek..

Annelik demek ne demek ben yazmakla bitiremem..

Tüm annelere sevgilerimle..

MERHABA BLOG MACERASI


IMG_0290       

Aslında bloggerlık bana göre degildi. Ben okuyucuydum. Fakat bu ara bloggerlar çok arttı. Çok severek, bir sürü yeni şey öğrenerek okuduğum bloggerların yanı sıra bilgi kirliliği yapan,yanlış bilgilerle insanları (anneleri) yanlış yönlendiren bloggerları okudukça kendi en iyi bildiğim şey hakında blog açmaya karar verdim. Dişler! 🙂

Oğlum Kaan dünyaya gelene kadar tam zamanlı çalışan bir dişhekimiydim. Bebeğim aramıza katıldıktan sonra haliyle evde daha çok vakit geçirmeye başladım. Annelerin herşeyi web ortamında aradıklarını farkettim. Ben de öyle yaptım çünkü. Harika bloglar buldum ve bilmediğim, tamamen yabancısı olduğum hamilelik ve bebek bakımı konusunda harika şeyler öğrendim. Herşeyi bloglardan mı öğrendim?Hayır. Bir sürü kitap okudum. Fakat bloglarda ipuçları, yaşanan tecrübeler ve hisler de var. Hepimizin de kolayına geliyor hazır bilgileri bilgisayar başından bir tıkla öğrenmek. Bu da blogları daha okunur hale getiriyor günümüzde. Yalnız web ortamında sık eleyip ince dokumazsanız çok yanlış bilgilere ulaşabiliyorsunuz.

Ben size bol bol dişlerden ve çocuklardan bahsedeceğim. Bunun yanı sıra bebeğimi büyütürken edindiğim yeni bilgileri, hissetiklerimi, genelde iyi, bazen de kötü anılarımı yazacağım.

Kesin sınırlar ve kurallar içinde bahsedeceğim, şu şöyledir diyeceğim tek konu dişler olacak. Çünkü benim eğitimim ve uzmanlığım bu konu üzerine. Yazacağım diğer konular naçizane tavsiyelerim veya içimden gelenler olacak. Blogda başka uzmanların yazıları da yer alacak.

Anneler ve çocukların yüzlerinde kocaman ve sağlıklı bir gülümseme için yazmaya başladım..

Sevgiler 🙂